Milyarlarca yıllık bir dünyanın üzerinde yaşıyor insanoğlu. Aciz bedenlerimiz ve aciz düşüncelerimizle, sürekli bir kovalamacanın içinde koşturup duruyoruz. Durup bakmıyoruz, dönüp bakmıyoruz.
Nefes almanın tadını çıkartmıyoruz, hissedebilmenin tadını çıkartmıyoruz. Yağmurun, karın, güneşin tadını çıkartmıyoruz. Havanın, suyun, toprağın tadını çıkartmıyoruz. Yemeklerin, içkilerin tadına varmıyoruz. Yapamıyoruz.
Sürekli efkara hazır bir ruh yaratmışız kendimize. Üzülmeye hazırız hepimiz; ama sevinmeye hazırlanmıyoruz. Üzülmeyi hiç kimsenin sevdiğini görmedim bugüne kadar. Yine de üzülmek için değerlendirdiğimiz fırsatları, sevinmek için değerlendirmiyoruz.
"Gözlerinin içi gülüyor." denir bazı insanlara. Onların gerçekten gözlerinin içi gülüyor. Onlar gibi, gözlerimin içine tebessümü yerleştiremiyoruz. Aksine, gözyaşlarını hazır tutuyoruz ağlamak için. Dışımıza ağlayamasak bile, içimize içimize sürekli ağlıyoruz.
Ve sırf bu yüzden;
En yetenekli ressamın fırçası, ressama küsüyor.
En yetenekli keman virtüözünün kemanı, virtüöze küsüyor.
En sağlam şairin, yazarın kalemi, Onlara küsüyor.
Dünya bize küsüyor. Evren bize küsüyor. Yaşamanın anlamını anlayamıyoruz, yaşam bize küsüyor. Yer, gök bize küsüyor. Ağlıyor bütün bulutlar.
Yeni uyanan çocuk, sana diyorum evet!
Artık bir mutlu ol ya hu. Ne var yani sevgilin seni terk ettiyse? Uykusuzsan ne olmuş? İşe gidiyorsan, okula gitmek için kalkmışsan, aşıksan ne olmuş? Sürekli mutsuz olmak zorunda mısın arkadaşım sen?
Gülsene biraz. Rahatlatsana ruhunu. Seni mutlu etmek için her sabah bülbüller ötüyor ya hu "Cik cik" diye. Gülsene! Neyi bekliyorsun gülmek için? Babanın işleri batmışsa ne olmuş? Daha önünde koca bir hayat var, toparlarsın. Güveniyorum ben sana.
Nefes alsana. O aldığın nefesi hissetsene bütün vücudunda. Bir doğu felsefesi der ki; (tam olarak da hatırlayamıyorum şimdi ama özet geçicem bak, hadi yine iyisin) Nefes almak, bütün hastalıkların dermanıdır. Nefes almak zorunlu olarak yapmanız gereken bir şey değil, ruhunuzu doyurmak için, huzurla dolmanız için isteyerek yapmanız gereken bir şeydir. Bu mantıkta bir şeydi işte.
Sen ne zaman nefes aldığını fark ettin en son? Şöyle derin bir nefes al bakalım çocuğum. Rahatla. Şöyle güzel bir koku bul kendine, kokla uzun uzun. O kokunun güzelliğiyle dolsun için.
O her sabah karşısına geçip de somurttuğun aynanın karşısına geç ve kocaman gül. Hatta bir kahkaha patlat be evlat! Seni engelleyen ne var? Önce kendine iyi davran. Sev mesela. Evet evet, okşa kendi yanaklarını. Ne güzelim/yakışıklıyım de.
Bütün gün gülerek gez. Deli desinler sana. Deli olmak muhteşem bir şey, kimse karışamıyor sana. Denesene bugün. Gerçekten dene ya, ne olur sanki? Anlaştık mı?
Tamam, süper.
Artık mutsuz olma. Yaşa hayatını. Tadını çıkart her şeyin. En son neyin tadına vardın hatırla? Hatırlayamıyorsun değil mi? Artık buna bir son verelim.
Yaşayalım be abi! Yaşayalım!
Hadi o zaman hep birlikte bir kahkaha patlatıyoruz, hazır mısınız?
HAHAHAHAHAH
Bunu da deneyelim bakalım ne kaybederiz ki.... Devamının gelmesi dileğiyle
YanıtlaSilAmin cümlemize..
SilNe kadar güzel yazıyorsun. İçim açıldı bu yazıda resmen. Süper!
YanıtlaSilTeşekkürleer :)
Siliçten, samimi....bayıldım :)
YanıtlaSilTeşekkürler :)
Silbaşarılı bayıldım:)
YanıtlaSilTeşekkürler :)
Silharika olmuş yeni okudum bu kadar iyi cümlelerin devamı olmalı :) teşekkürler.
YanıtlaSilUmarım ulacaktır.. Sevgiler. :)
Sil